11 Mayıs 2014 Pazar

Fenerbahce manzaraları




Fenerbahce bugun sampiyon oldu bizimkilerin keyfi iyi ;)
Umarım bu ara bagdat caddesinde işiniz yoktur - burası iptal 
Zaten mac gunleri futbol fanatizmine empati yaparsanız ancak burada yasabilirsiniz
Anlamadığım insanlar, allahtan toleransım var ;))) 



Yagmur camur demeden saatlerce nazlının yerinde bağırır;


Radyoyu acar stadın etrafında mac dinler;

Bazen evlere yarı misafir olursunuz!!!!


Yasaklı maclarda stadda olması gereken herkes burada, mac izlerken stadda gibi bagırısınız!!!


Cılgın oluyorsunuz takım için

Ama işte beni de fenerbahce ye baglayan birseyler var 
Tebrik ediyorum ;)



4 Mayıs 2014 Pazar

Hillside tatil



Hilside beach club yazmayalım bize kalsın denilecek gizli bir cennet
(Fethiye belki de oyle,inanılmaz bir doğa var. insan defalarca istanbul için uzuluyor)
Kocaman bir kapalı koy uzerinde neredeyse tum odaların denize baktıgı bir yapı, odalarda buyuk balkonlar var
Denizi hemen derinlesiyor 
Fethiyede avlanma disiplini saglanmıs durumda denize girdiğimiz anda balıklar dizimize carpıyor 
Heryer yesil ve sonra mavi 



Otel , Turkiye'de kaldığım bircok otelden farklı olarak bulunduğu koy ve doğa ile son derece uyumlu, son 10 senedir gittiğimde aynı personellerle hatta artık diyebilirimki profesyonellerle çalışıyorlar
Servisin turizm sektorunde ne kadar onemli oldugunu en iyi anlamış yer burası bence.
Çalışanlar olduğu gibi bir de degismeyen misafir kitlesi var.
Yıllar gecmiş biz 5 kişi bir odada kalıp öğrenci tatillerimizi yapalı! Sonra ilk calışıp paramızı kazanınca buradaydık , yıllar gecmiş yine !
Bu tatilde artık Alp ' in sırası geldi dedim - gercekten de oyle oldu




Hillside 4+ yascocuk grubu için cok guzel bir cocuk klubune sahip 
Gun boyunca cocuklar için cesitli etkinlikleri  ve ayrı oyun alanları var 
 Ayrıca belli bir ucret karsılığı babysitting ayarlamak mumkun
Bu yuzden cocuklu aileler için cok buyuk bir rahatlık




Otelin odalarının bulundugu buyuk koyun sag ve solunda 2  adet adult only koy var,en kucuk olan silent beach.
Serenity ise yeni eklenen koy, burası biraz yunan adasındaki kucuk plajları andırıyor
Hem de acık bufede yediklerimiz 650 m lik bir yuruyus yolu ile belki bir gram azalıyor:) 


Bu gidişimizde eski dostlarımdan birinin babası ile karşılaştım, onu görünce 20 yaşındaki kız oldum sanki, çok büyük sanıyordum kendimi ya ! Hayatta hiç bir sorumluluk yoktu. Önümde belirsiz , adı gelecek denilen koca bir zaman ve yanımda arkadaslarım vardı. Hersey durmadan geciyor, o gelecekten neredeyse 14 yıl yedim. Değişmeyen yegane sey guzel arkadaslıklar, dostluklar oldu onlar cok degerli... Burası da o guzel anıları sakladığı için bir başka guzel....





20 Nisan 2014 Pazar

Roma, Tunc, Yıldız, Cota, Cihan, Ustam ve ben


Gecen haftasonu Roma’ya gittik. Aniden planladık, 15 kere vazgeçmeye çalıştık , sonunda hadi gidelim dedik. İkimizdik , basbaşa tatil. Bazen anne- baba olsanız da çift olmak için ayrı tatil , tabi yapabiliyorsanız güzel bir dinlenmedir.
Cocuksuz tatillerden ozlemlerimi hemen sıraladım :
            • Bir kere kesintisiz alkol alınacak
            • Dag tepe demeden ayaklar ağrıyana kadar gezilecek
            • Gece dışarı çıkılacak , Alp’in rahatsız olacağı kalabalık ve yüksek müzik seviyesi olan yerlere gidilecek
            • Elde bir kitap olacak kocaman, tum tatil elden düşmeyecek
            • Gec yatacağım ve tabi gec kalkacağım.

Havalimanında hiç bilmeden Elif Safak’ın uzun zamandır almak istediğim ‘Ustam ve Ben’ romanını aldım. Uçaktan indiğimde 200 sayfa bitmişti heralde, sanki beynime masaj yapılmış gibi geldi.
Roma anlata anlata bitmez. Hakkında cok sayıda blog , sayısız foto , tavsiye var.  Biz gezialemi'ni cok bilgilendirici bulduk, yanımıza aldık . 
Roma, bir acık hava müzesi . Ve çok kalabalık, o kadar cok sayıda insanı gezi parkından beri birarada görmedim!!

Milyonlarca diğer ziyaretçisi gibi, ben de Roma'dan tavsiyelerle döndüm :
  • Havalimanı transfer : Eger 4 kişinin altındaysanız , havalimanından cesitli bölgelere otobüs var.  Bolgenizi net sorun bu cok önemli.  Ayrıca evet denen herseyi 3 kere sorun , İtalyanlar İngilizce konuşmuyor ! Biz 2 kere bilet almak zorunda kaldık. http://www.sitbusshuttle.com/en/  hem Vatikan hem Termini bölgesine ulaşan otobüslerdir. (Önceden internetten almak yer önceliği sağlıyor) 
İkinci opsiyon ise 4-5 kişiye kadar kişi başı 11 € ‘ya kadar pazarlık edilebilecek özel arabalar. Biz bunu dönüşte kullandık . florinioankncc@gmail.com ve ya +393772698894’ten Florin’i arayıp havalimanına da gidebilirsiniz.
  
  •       Otel : Otelimiz Hotel Diplomatic. www.hoteldiplomatic.it . Roma evleri gibi kucucuk ama lokasyon süper ve temiz. Vatikan civarında ev bulmak da mümkün ama biz oteli tercih ettik. Kalmasak da araştırmalarımızda Serdar Kuzuluoglu’nun The Duke’te aklımız kaldı doğrusu (http://www.thedukehotel.com/)
  •       Nereleri görelim?  
                      a.    Vatikan ve Pazar Ayini : Eh Papa’yı da görmeden olmaz. 
vatican sunday ceremony




b.      San Pietro : Şans işte romanımı nasıl almışım , tam kilisenin ışıklarına bakıyorduk. Aklımdan ilk geçen : Ne kadar cok ışık alıyor burası?oldu , sonra bir kafede oturduk kitabımı açtım . Hoooopp, 1570 lerde bir sabah Mimar Sinan (Usta) Cihan’a (cırak) Italya’ya giderek  Michelangelo ’yu görmesini söyledi. İki çırak kendilerini Roma’da buldular.
‘Michelangelo San Pietro’yu yenilerken küçük pencereleri çıkarmış , yerine daha az sayıda ve daha büyük dolayısıyla daha çok ışık alan  pencereler koymuştu…..
Pozzolana dedikleri kahverengi bir maddeyle karıştırıyordu kireci, zamanla çatlayıp küf tutuyordu.’
Kısacası 2 ayrı zamanda San Pietro’yu gezdik. 
Sinan’ın, Italyan mimarisini incelediği o günlerde İstanbul güzel bir sehirdi. Yıllar geçti şimdi, biz onu doldurduk ve yorduk . Bugun Roma’da AVM ler ve Avrupa’nın en uzun binaları yok . Onun yerine orman ve çimen var.
Sinan dediki : Şehirler de insanlar gibidir. Yapılan her gayri meşru bina İstanbul’un kalbine çakılmış bir çividir. Roma’yı gezerken içimden İstanbul’dan özür diledim.

c.       Colosseum

d.      Fontana di Trevi: Aşk cesmesi ve ya üç yol çeşmesi olarak geçiyor.

e.      Piazza di Spagna: İspanyol Merdivenleri

f.        Pantheon Tapınağı

g.       Piazza Venezia: Venedik Sarayı:  Bembeyaz  ,burada Pozzolana kullanılmamış, çok güzel  ve tüm şehri görebileceğiniz bir terası olan bu Saray İtalyanlar tarafından en bahsedilmeyen eserlerden .

h.      Castel Sant'Angelo  : Burası favorim.  Kiliselerin hepsini çıkarsanız Roma’da milattan öncelerden beri varlığını koruyan o  kadar derin bir tarih varki . Burada Hadrian’i öğrendim. Eski Roma’da  altın çagı yasatan 5 en iyi kraldan üçüncüsüdür.

  •           Yemek :  ilk söylemem gereken rezervasyon yaptırın ve geç kalmayın

a.       Maccheroni: http://www.ristorantemaccheroni.com/   : Bizzat İtalyan  birinden aldığımız bu tavsiye sayesinde ilk aksam Roma iç sokaklarında güzel bir yemek yedik. Herşey cok lezzetli, ev sarabı başarılı ve limoncello mukemmel

b.      Enzo: http://www.daenzoal29.com/ : Burası Trastevere bölgesinde, herhalde bu küçük yerel restoran hayatımda en güzel yemekleri yediğim restoranlar sıralamasında ilk 5e girmiştir.  İnsanlar cok sıcak , yemekleri muhteşem.  

c.       Cacapranica: http://www.enotecacapranica.it/en/: Roma’da guzel pizza yenecek az sayıda noktadan. Turistik merkezlerin biraz gerisinde , rahat bir oglen atıştırması için mükemmel.
  •        Alışveriş: 1 Euro = 3TL dengesi ne kadar bizi yıksa da , sunu farkettik . Markası için para verilen neredeyse tum markalar İtalyan : Prada, Gucci filan falan .  Hepsini  İspanyol merdivenlerinin karşı sokaklarında bulmak mumkun, mağaza dekorasyonları muhteşem. Zaten istekli olarak pazarlama tuzagına düştüm, bir çanta aldım.  Makarnalarımızı ise direk bir mahalle marketinden aldık. Italya’da bizim yufkacılar gibi makarna açan dukkanlar var, bozulabilir diye güvenemedim , sonra keşke alsaydık dedik.



Gittigimiz tarihten oturu , annemi andık , 11 yıl once cenaze basında 11 yıl sonra Roma’da Trastevere’de bir sokaktaydım. Zaman aktı iste, o gun sanki o da geldi gezdi. Gitmişti Roma’ya olsa , o da bir kac fikir verirdi.
   
                                                                                                                 
Roma, bana Avrupa kulturunu daha net gösterdi, kapitalizm ve Hristiyanlık arasındaki benzerlik ve belki de birbirini doğurma hikayelerinin altını cizdi.
Meryem figürlerini izlerken hep şunu duşundum , en buyuk yalan Dunya’ya sekil verecek milletlerin inanışı olur mu ? Olur , olur..



3. gun sonunda geri dönerken artık yolda gordugumuz çocukları sevmeye başlamıştık, cok özledik Alp’i .

Alp de bana kocaman bir kalp yapmış , babaannesine annecim seni cok özledim yazdırmıştı. Kısacası kavuşmamız son derece romantik oldu. Alp’i kocaman olmuş arkadaşları ile Italya’da backpacker çantası ile hayal ettim. Aksam Trastevere’de, sabah  Pantheon’u gezerken, ‘kocaman bir delik bırakmışlar, yukarıdan kar yagmus ne varsa içeri giriyormuş olum’ dedi belki. Bilmiyorum ben oyle hayal ettim işte , o kadar sevdim demekki Roma’yı

31 Mart 2014 Pazartesi

Pazar Macerası



Bu pazar 5’te kalktım, bir önceki gun stresten ellerim titremeye baslamıştı 
Sabah sabah Pendik arka mahallelerinden birine girdik. Ergenekon İlkokulu.
50-60 kişiydik heralde gönüllü müşahitler. Çoğumuzun hatta benim sorduğum herkesin ilk deneyimiydi. 
Sandık numaram 2010 hızla buldum, artık tanımadıgım bir cok insanla o gunu gecirmek icin oradayım , gergindim acıkcası, cunku olası kötü hikayelerden birini yasamak istemiyordum. 
Saat 8’ de muazzam bir kuyruk başladı. Birden İran’ı, Afganistan’ı  hatta artık soyleyeyim Turkiye’yi anlatan bir Hollywood filmi içine girdim. Şaka söylemiyorum , arasıra silkelenip bakıyordum , umudum kırılıyordu. Haklıydılar, farklıydık, hem de cok farklı.. Ama duygularımı bastırdım . Artık dil, din ,ırk degil insani bir  ahlaktan  bahsediyorduk. Harala gürele içinde tam 10 saat geçti. 
Arada bir 30 km gidip Kadıkoy’de cicek gibi bir okulda oy kullandım .O gerci hafif sinir bozucu oldu. Kadıkoy’de sıra beklemeden oy kullanmak icin Pendik’te gonullu oldugumu soyleyip izin istedim , önümde  +60 yaslarında 5-6 hanım vardı. En onde de sarışın Ajda Pekkan modeli bir teyze 'aa ama biz de bekliyoruz' dedi.  'Bizim için oradayım' dedim. Onde genc punk saçlı bir cocuk  'hemen geçin ‘ dedi. Teyze sen buradan en son ne zaman Nisantası’ndan baska bir yere gittin diyecektim , ama demedim tabi, sustum, cocuga tesekkur edip yıldırım hızıyla oy attım. 
Oy sandıgından kosarak geri Pendik’ e döndüm. İcerisi dolu , havasız, okul panolarında cocukların çalışmaları yerlere düşmüş ezilmiş. (Ben ise evde Alp’in okuldan gönderdikleri tum calışmaları ayrı bir dosyada saklıyorum, benim için değerliler) Yerden o kagıtları almak istedim, bana deli derlerdi biliyorum, yapmadım. 
Musahitlik yaparken kendime hakim olamadıgım bir yerde annesini bekleyen cocuğa burnunu karıştırmanın cok saglıksız oldugunu anlattım. O ana kadar beni hic takmayan yarım yamalak Türkçeli Kürt musahit, birden gulumsedi, buzlar eridi. Cok farklıydık, ama iyilik her yerde guzelliktir. 

Bir de okuma yazma bilmeyen annesini hic durmadan asagılayan bir adama  dayanamayıp ‘ madem bu kadar kotu durumda aklı ermiyor ne getirdin kendisini? ‘ diye sordum dayanamadan. 
 
Allahtan bulundugum sandıkta calışan baskan duzgun bir bayandı, ayrıca parantez icinde cok da guzeldi , bu yuzden herkes gozunun icine baktı. Cok zaman haksızlıga karşı durdu, hic ifadesini bozmadı , sinirlenmedi insanları iyi yonetmiş oldu, olaysız bitirdik.

17:00 de sandıklar kapandı. 10 saatin heralde 8inde ayaktaydık, çoktan belim agrımaya başlamıştı. 

Bitişte CHP görevlisini tespit ettik, onun profili de beni cok sasırttı ama bu konuya hic girmeyecegim , bana kimse CHP elitist demesin sadece :) CHP lilerin yanına oturduk iki sandık musahiti, yardımcı olacagız dedik. Adamın gözlerini gördüm: Neden ki? diyordu. Sorsa : Alp için diyecektim , Alp’in adeletli bir ulkede olmasını istiyorum , baska birsey degil , o kadar. 
Saymaya başladık, ilki heyecansız , muhtarlık.
Kafası karışık yorgun sandık görevlileri ancak 2 saatte bir muhtarlık seçimine karar verdi. Rakamları unutmuşlar, toplamlar tutmadı, saatlerce bir hesap kitap . 
İnsanlar gerginleşince biraz ortama girme ihtiyacı duydum.  Gün boyunca farklı kıyafetlerim ve kartal bakışlarımla rahatsızlık veren ben, biranda sempatik bir sandık danışmanı haline geldim.  Zaten buyuksehir olunca heyecanlandım. Aslında bu tip seyler tam benlik! Boyle yetişmisim, oyun oyna, test coz , numaraları takip et, ezberle, tekrar say …. Kısacası duzeni kurduk. hic tartışmasız herkesin duzen icinde oyları kontrol ettigi bir sistem. 10 ve katlarında partilerin adetlerini yazanlar kontrol ediyordu. Kurallara uyduk, yandaki sandıkta olanlara degil. Bu konuda sert durdum. O kadar yardım ettimki bu durusumda beni yanlız bırakmadılar.  sandık baskanı kararlarını alırken hesaplarını yaparken benimle de kontrol etmeye basladı, bunu ovunmek için yazmıyorum Beraber gittigim neredeyse herkes bu sekilde oldu. Kagıtlarını doldurduk, hesaplarını kontrol ettik, iki arkadasım sandık kuruluna kaydedildi. 

Bir ara o kadar kaptırmışım ki , Akp kontroloru bile kendi partili musahiti ve ya sandık gorevlisi yerine benden rakamları almaya basladı. Sandıgı gece 1 gibi kapattık. CHP li arkadasın tutanaklarını  cep telefonuna cektim.  Bizim grup icin foto aldırdım , bir yol arkadası yapıp, eve dondum.  

O benden cok farklı nasıl olacak dedigim kişiler chp yi buyuksehir ve belediyelerinde sectiler. Belediye uyelerinde AKp tercih ettiler, ve muhtarlarını bir imam sectiler :) 

Bir umutla hicbirsey bilmeden eve geldim. 
Dediğim gibi ben halen apolitik bir kimliğim, yapım boyle. Politikayı bilmiyorum, ogrenmek de istemem.  Hatta hep dedim ki , Buyuksehir’de oy attım tabi benim de oy kullandıgım parti olsun isterim, insani bir sey bu , ama diger hersey sadece Pendik icin neyse hayırlısı o olsun. O insanları anlayacak yonetimle benimki aynı degil, niye onlar zor durumda olsun.  Onların yerel yonetimi. 

Eve geldiğimde Tunc’un suratı hicbir oranın degişmediğini soyledi. beraber balkon konusması dinledik. İnanamadım , actım , les gibi pistim, her yerim agrıyordu, umudum kırılmıştı. Bu ulke tek bir partiye oy versin istemedim, sadece bir kırgınlıgı olsun onu da ortaya koysun istedim. Kızgınlık bile degil , bir yolsuzluk suphesi kırgınlıgından bahsediyorum, olen cocuklardan sinirle girilebilecek savastan  bahsediyorum. 
Konduramamıs mıydı halk , umursamamıs mıydı ? Halen bu sorunun cevabını bilmiyorum. 
Sonra 2:30 da Ankara’dan bir telefon aldık. Bir arkadasımız Cankaya’da sandıgına gidiyordu. Oyum sayılmayacak diye. 
Ne yazıkki okul etrafı polislerle doluydu, giremedi.

Bugun Ankara'da 70 000 calınan oydan bahsedildi, suphesi bile uzucu.
Tum olaylar boyunca eger bir sansım olsa ne degiştirirdim diye dusundum, Tum sistemini degiştirmek lazım , cok karışık ve tam bir fiyasko.

Sabaha karsı 5 te 24 saat sonunda bayılırcasına uyudum. Canım kalkmak yasamak istemedi, sabah Alp yanıma geldi
Özür dilerim oglum dedim, yapamadım , cunku ben cok kücügüm bu işler cok buyuk. 
O kadar kotuydum ki işe gitmek istemedim. Müdürüm ‘gel gel :)’ dedi bana , hırsımdan kopurmus oldugumu tahmin edebilecek en iyi insan o belki de . 

Yolun burasında cok yoruldum. Hem de cok, dun hayatımda bir parca bitti, anneannemin bu vatan millet hikayeleri yandı gitti. Cocugumu nasıl Dunya normlarında yetiştirecegim sorusu kalbimin ortasına oturdu. 

9 Şubat 2014 Pazar

Konya' da Şems ve Mevlana

Hepsini tek tek yazmak isterdim 40 kuralın. ..

2 gün Ankara ve 1 gün konya turundan sonra o kadar yorgunum ki...
Konya'da 15 dakika Mevlana' yi anabildim
Ve Elif Şafak'ın muhteşem kitabini hatirladim

8.kural: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar.  Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! istediğini elde edince şükretmek kolaydır.


Posted via Blogaway

5 Ocak 2014 Pazar

Bu nedir bu ülke nasıl cocuklar yetiştirir???

Kamuoyumuz 50 yaş üstü çıkar kavgalarını tartışadursun bu haberi kabullenemiyorum işte 

Daha kaç gencin hayatı söndürülüyor ben bunları yazarken tahmin bile edemem - çocuk hapishaneleri onları hayata kazandırmak için olmamalı mı? Yoksa ben hala polyannacılıktan uyanamadım mı? 

Tek yapabildiğim de okuduğum haberi kendi çevreme post etmem 




İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Ankara Sincan Çocuk ve Gençlik Cezaevi’nde işkenceye maruz kalan 12 çocuktan İstanbul Maltepe Çocuk ve Gençlik Cezaevi’ne sürgün edilen 4 çocuk ile ilgili hazırladığı raporda, işkencenin Maltepe’de de devam ettiğini vurguladı. Tek kişilik hücrelerde tutulan çocukların talepleri karşılanmazsa bugün açlık grevine başlanabileceği kaydedildi. İHD İstanbul Şubesi Başkanı Ümit Efe, “Cezaevlerinde çocuklara yönelik sistematik işkence sürüyor. Hem fiziksel, hem ruhsal hem de ideolojik baskılar var, yetkililer harekete geçmeli” dedi. İHD şube sekreteri avukat Gülizar Tuncer ve Çocuk Hakları Komisyonu üyesi avukat Tülay Bingöl’ün çocuklarla görüşmesinin ardından tamamlanan rapor, dün Taksim’deki İHD binasında düzenlenen toplantı ile açıklandı.

Raporda, kendileriyle görüşülen çocuklardan 11 aydır tutuklu olan A.D’nin (17) vücudunun değişik bölgelerinde morluklar, sol ayak bileğinde şişme, yüzünde kızarıklıklar, sağ el işaret parmağında yara izleri tespit edildiğine; son bir ay içinde Hakkâri, Van, Ankara-Sincan ve Maltepe-İstanbul olmak üzere 4 ayrı cezaevinde kalmak zorunda bırakıldığına dikkat çekildi. Raporda, çocuklardan K.Ş’nin (17) ise vücudunun değişik bölgelerinde yara ve bileklerinde kelepçe izlerinin olduğu, ters kelepçe takılıp kolunun kırılacak gibi bükülerek arkadan kıvrıldığı, infaz koruma memurunun yönlendirmesiyle yüzükoyun yatırılarak yerlerde sürüklendiği ifade edildi. Çocuklardan B.K’nin (17) de sol el bilek kemiğinin yerinden çıktığı, B.D’nin (17) ise vücutlarının değişik bölgelerinde yara izleri ve şişlikler tespit edildiği anımsatıldı. Efe, raporla ilgili özetle şunları söyledi: “Siyasi nedenlerle cezaevinde tutulan çocuklar, sayım sırasında yaşanan saldırı sonrası avukatların kendilerini ziyaret edip durumlarını basına aktardıkları için bir odaya kapatıldıklarını, odanın ışığının söndürüldüğünü, kameraların kapatılmış olduğunu, kendilerine ve avukatlara yönelik küfürler eşliğinde tekme tokat dövüldüklerini ifade etmişlerdir.

Çocuklar, çıplak arama işkencesine maruz kaldıklarını, zorla soyularak üzerlerinde alt iç çamaşırları bırakılarak arandıklarını da belirtmişlerdir. Sürgün edilen 4 çocuk birlikte kalma isteğini ifade ettikleri halde tek kişilik hücreye atıldıklarını, birbirleriyle görüşmelerinin yasaklandığını söylemişlerdir. Çocuklar, arkadaşlarıyla birlikte aynı koğuşta kalmalarına izin verilmediği takdirde pazartesi (bugün) gününden itibaren kendi ifadeleriyle ‘bedenlerini açlığa yatıracaklarını’ söylemişlerdir. Hücrelerin soğuk olduğunu, kaloriferlerin bazen yanıp bazen yanmadığını, banyo yapacak yer olmadığını, bazıları bir hafta-10 gündür banyo yapmadıklarını, daha da önemlisi içecek su verilmediğini, tuvaletteki musluk suyuna mahkûm edildiklerini söylemişlerdir. En temel insani ihtiyaçları karşılanmayan, havalandırma hakları, iletişim hakları, bilgi edinme hakları ellerinden alınan bu çocukların geleceğinden hepimiz sorumluyuz.” İHD Genel Saymanı Selma Güngör, işkenceye maruz kalan çocukların Pozantı Cezaevi’nden Sincan’a nakledildiklerini anımsatarak “Görüyoruz ki, Adalet Bakanlığı hiçbir sonuç çıkarmıyor, infaz kurumlarında iyileşmeye gitmiyor” dedi.